VGKK'da Sigorta Uzmanı Ersin Kavak emeklilik sonrası yaşananları yorumladı

VGKK'da Sigorta Uzmanı Ersin Kavak Göç'ün ardında birçok etki bıraktığını; ama en önemli sonucunun daha sonraki kuşakta bıraktığı suçluluk duygusu ve kuşak çatışması olduğunu ifade etti. Yakın bir gelecekte gelmesi muhtemel bakıma muhtaç emekli sayısının artacağı konusunda da uyarılarda bulunan Kavak, bu problemin öncelikli olarak devlet altyapısıyla daha sonrada aile içinde çözülmesi gerektiğini vurguladı.

Ersin Kavak (solda)
Emeklilerin hukuki statüsüyle ilgili de bilgiler veren Kavak, "nerede yaşayacağı henüz belli olmayan birinci kuşağın, hakları konusunda da tam anlamıyla bir bilgi kirliliğiyle boğuştuğunu" ifade etti.

Çalıştığı kuruma çok sayıda emeklinin geldiğini ve kendisi sağlık konusunda uzman olmasına rağmen hemen hemen her konuda soruyla uğraştığını belirtti. Kavak sözlerine : "hergün kuruma gelen vatandaşlarımız, posta kutularında ne varsa bize getiriyorlar." şeklinde devam etti.

Günümüzde en çok rastlanılan şikayetlerden biri de moda olan Depresyon hastalığı olduğunu sözlerine ekleyen Kavak, emeklilik sonrası yaşanan "işlevsizlik"in bunda rol oynadığını ifade etti. Sosyal faaliyetlerin azlığı, boş zaman aktivitelerinin anlamsızlığı ve kültürün de bunda etkili olduğunu belirten kavak, para kazanmanın araç okmaktan çıkıp araçsallatığını ifade ederek sözlerini noktaladı.

Mustafa Paçalı'ya konuk olduk

1972 Haziranında Vorarlberg'e ayak basan Mustafa Paçalı, geçen onca yılın ardından, artık tam anlamıyla bir dönüşün çok zor olduğunu vurguladı. Paçalı: "Tam anlamıyla bir "boş zaman" kavramının "Misafir İşçiler" için bir anlamı olmadığını; buraya para kazanıp, biriktirip daha sonra ülkesine dönme hedefini kendisine şiar edinmiş bizler için böyle bir zaman kavramı olmadı olmayacak." diyerek sözlerine devam etti.



Notlar:
  • Bölgede ehliyet alan ilk Türklerden.
  • Vorarlberg'deki ilk "Türk Düğünü"nü gerçekleştiren aile.
  • Ege Bölgesi Aydın ilinden göç etmiştir.
  • Vorarlberg Türk-İslam Birliğinin kurucularından.
  • Bregenz Belediyesi Meclis Üyesi

Dr. Ali Şensoy anlatıyor:

Dr. Ali Şensoy anlatıyor: "Boş zaman uğraşı olmayan Misafir işçiler, zamanla hastalığı olmasa da, kendini önemli hissettirmek için -hastalık hastası- haline gelmişlerdir."

Arada yaşanan dil problemi zamanla güven sorununa dönüşüyor. Bizim insanımız kendini anlatmada yetersiz kalıyor, keza Doktorlar da onları anlamak için gayret sarf etmiyorlar. Böylece yaşanan iletişim problemi hastayı her yerde bir güven bunalımına sürüklüyor. Dolayısıyla problem psikolojik bir boyutta ilerliyor.
Dr. Ali Şensoy (sağda) Foto: B. Özer
Bizim insanlarımız köyden getirdiği yaşam biçimini burada da sürdürmeye çalışıyor. Bu bir süre idare edildi, fakat insanlar yaşlandı. Evler çok kuşaklı bir ailenin yaşayacağı yerler olmaktan çıktı. Bu Huzur Evi tartışmasını beraberinde getiriyor. Eski nesil ortalama 65 yaş yaşıyordu. Şimdi ortalama yaşam süresinin uzaması beraberinde yaşlanıldığında bakım sorununa ilişkin tartışmaları getiriyor. Birinci kuşak henüz daha 75 yaş ortalamasında. 5 yıl sonra bu tartışma daha da ön plana çıkacak haliyle. ikinci kuşak, genelde yaşlılarla birlikte büyümediğinden, henüz gelebilecek sorunlar hakkında bir bilgiye sahip değiller. Bakım sadece yemekten ibaret değil. Sağlık, temizlik gibi pek çok sorun beraberinde gelecektir.
Bakım sorunu biraz da tartışılması tabu haline gelmiştir. Türkler bunu konuşmak istemez pek. İlk neslin bir çoğu bir orda bir burdalar; fakat sağlık sorunları arttığında çocuklarının yanında kalmak isteyecekler. Bunların çoğu Türkiye'de bakımı reddedecektir. Bunun sebebi de çocuk ve torunlarının burada olması.
Bir Türk Huzur Evinin kurulması fikri fena değil. Çünkü Türk insanın yaşam tarzı, yemek ve temizlik gibi pek çok konuda farklılığı var. Ya ayrı bir Huzur Evi ya da varolan bir Huzur Evinin bir bölümünde bu uygulamaya gidilinebilir.
İki toplum arasında fazla bir problem olacağını zannetmiyorum. Burada önemli olan Türk kültüründen anlayan bir bakıcının olması. Bunun için burada doğmuş büyümüş genci bu alana yönlendirmek gerek. Burada bu potansiyel var. İki dil ve kültür arasında yetiştiğinden avantajları var.
Burada Türklere dönük ortak faaliyetler geliştirilmesi fikrine sıcak bakıyorum. Bizlerin buradaki bir Avusturya derneğine üye olması biraz zor elbette. Uzun yıllar burada kalmış olan emekli kesim aslında iki tarafa da yabancı hale gelmiştir. Buradaki sisteme ayak uydurmuş birisi için artık Türkiye'ye gitmek de bir çözüm değil. Şu aşamada sağlıkları yerinde, ama bir süre sonra nasıl olacağını hep birlikte göreceğiz.

Arta kalan zaman

„Arta kalan zaman“ - Avusturya Vorarlberg eyaletindeki birinci kuak Türk göçmen İşçilerin emeklilik sonrası yaamları üzerine bir kültürel çalıma.
Dornbirn Istasyon - kaynak F. Özcelik
Göçün tarihine yönelik ariv oluturma ve müze çalımaları: Projedeki temel amaç hali hazırda Avusturya genelinde ve özellikle Vorarlberg eyaletinde endüstrilemeyle birlikte yapılan göç hareketinden beri var olan Göç Tarihinin belgelenmesi, aratırılması ve bunu tevik etmeyi amaç edinmitir. Bu genel amacın yanında, spesifik olarak göçün sonuçlarına odaklanmak amacıyla birinci kuak göçmenlerle ilgili çeitli portler sunmak ve bu portlerle birlikte göçün sonuçlarına ilikin çeitli soru ve sorunları gün yüzüne çıkarmak da projenin temel fikrini ortaya koymaktadır.